Affetmek erdem midir?

‘Affetmek büyüklüktür. Affetmek erdemdir. Şöyledir, böyledir’ cümlelerini hangi yenilmeye doymayan pehlivan söylemiş bilmiyorum ama, hayır efendim, affetmenin kesinlikle uzaktan yakından erdemlilikle alakası yok. Affetmek en büyük gurursuzluktur. Ben seni ellerimle besleyeyim, sen gel benim ağzıma mıç! Ben de affedeyim… Yok daha neler!

Gururum, kişiliğim nerede kaldı benim? Kendime biçtiğim değer nerede? Bugüne kadar kendimi geliştirmek, yüceltmek için sarf ettiğim onca çaba boşuna mıydı?

En büyük hobilerim arasındadır zaten affetmek. En yakın arkadaşım sevgilimi elimden aldığında, ‘Paket mi yapayım burada mı yersin?’ diye sormak oldum olası adetimdir. Iş yerine yeni gelen, haddini bilmez arkadaş ayağımı kaydırmaya çalıştığında, ‘ Yalnız benim iki bacağım var, bunu da kır istersen.’ derim hep… ‘Canın sağ olsun. Senden önemli mi?’ Erdemliyim ben!

        Yok arkadaş, ben affetmem. İntikam almaya da çalışmam. Beddua da etmem, kin de tutmam. Sessizce kenara çekilir, sinsi sinsi birinin onu aynı şekilde üzmesini beklerim ben. Kimilerinin ‘ilahi adalet’, kimilerininse ‘enerji borçlanması’ dediği şeyin tabirini bilmem ama, inanırım. O gün gelip böğüre böğüre zevkten 4 köşe şarkı söylemek için sabrederim.

En büyük erdem de sabırdır bence. Ne elini, ne ruhunu, ne kalbini kirletirsin. Hiç bir emek harcamadan, kazanabileceğin tek eylemdir. Vakit de kaybetmezsin. Sen hayatını yaşamaya devam ederken, armut hazır olduğunda pişip ağzına düşer zaten…

Çok affetmekten damara bağlamış ablamızın da dediği gibi, sen affetsen ben affetmem…