Çocukluğumuzun unutulmazları

Ne kadar kolay mutlu olurmuşuz eskiden? Küçük görünen rengarenk şeyler, aslında ne renkli izler bırakmış hayatımızda. O küçücük şeyler, en mutlu anılarımızdan birkaçı olmuşlar aslında fark ettirmeden. Aynısından sahip olduğumuz halde atmaya kıyamayacak kadar değer vermişiz her birine.  En yakın arkadaşlarımız onlardan bir tanesini istediğinde içten içe üzülecek kadar masum, alt dudağımızı büzerek yine de paylaşacak kadar da vicdanlıymışız.

       Bakalım hatırlayınca kimleeerrrrr, hangi günlerde bulacak kendini …

Tasolar

Cips paketlerinden çıkan yuvarlak plastik oyun kartları. Her birinin üzerinde farklı pokemon karakteri vardı. Unisex bir oyundu bizim için,  hepimizin cebinde onlarca bulmak mümkündü. Hala bazı internet sitelerinde koleksiyon olarak satışları mevcut.

Misketler

Çoğunlukla erkek çocuklarının mahalle aralarında oynadığı, poşet poşet ceplerinde taşıdıkları minik rengarenk cam nesneler. Bowlingin minik ve old fashion versiyonu bir nevi. Çocukların yerde yan yana sıralanan bilyeleri vurabilmek için yarıştıkları, uğruna ne kavgalar/küslüklerin çıktığı oyun.

Kokulu-renkli mektup kâğıtları/zarfları

Kızların vazgeçilmezi. Kokulu bir kâğıda yazdığımız sevgi dolu cümlelerimizi, renkli bir zarfa koyup vererek gösterirdik insanlara verdiğimiz önemi. Kimi zaman arkadaşlarımızın, kimi zaman hayran olduğumuz öğretmenlerin, kimi zamanda platonik aşıklarımızın az yüzünü güldürmedik hani.

Kokulu silgiler

Çeşitli hayvan, meyve, ya da çizgi film kahramanları şekilleri olan mis kokulu silgiler. En güzeli yeşil olandı bence, elma elma kokardı. İster ayı mayalı olsun, ister kelebekli… Her biri içimizde yeme hissi uyandırırdı.

Minnak kokular

Adını dahi bilmediğimiz ama tüm kırtasiyelerde satılan minik poşetlerdeki kokular. Bunları alırken amacımız neydi acaba?

Kokulu kalpli kâğıtlar

Üzerinde Aslan Kraldan tutun da küçük Emrah’a kadar, tüm çizgi film karakterlerinin ya da sanatçı resimlerinin olduğu küçük kalpli kâğıtlar. Kokulu Barbie’yi anlıyorum da, Küçük Emrah’ın ya da Mustafa Sandal’ın ya da bir Orhan Gencebay’ın neden çilek koktuğu hala çözemediğim bir çocukluk travması. Burak Kut ya da Tarkan resimlerini alıp, üstüne bir de bunları koklarken hangi kafadaydık acaba?    Hayır yani, bu kadar sapkın bir hayranlık yasayacağımız yaşlarda da değildik ki… Annem babam da mi görmedi hiç bunları yaparken? Bir tanesi de tutup kızım sen manyak misin niye demedi?

Şıpsevdi kâğıtları

Her biriktirdiğimiz şey, kokulu silgiler kadar masum değilmiş demek ki… Şıpsevdi kâğıtları! Sen de en az kokulu kalpli kâğıtlar kadar suçlusun bence. Her ne kadar ‘Aşk sarılmaktır’, ‘Aşk beraber uyumaktır’ diye saçma sapan aşk taktikleri/tanımları verdigin o zamanlar seni sempatik bulsam da, şu anki kafayla günümüz kadınlarının aşk tutkusunu bu kadar abartılı yaşamalarında senin de payın olduğunu düşünüyorum.

Çocukluğumuzun unutulmazları’ için 6 yanıt

  1. Şıpsevdi bir sürü biriktirmiştiimmmm 🙂
    Hepsini hatırlıyorum.. çook çook keyifliydi hepsi… ve ben hala kokulu silgilere şekilli silgilere dayanamam.. Oğluma alıyormuş gibi yapıp kendim murlu oluyorum aslında 🙂

    Beğen

      1. olabildiğince gösteriyorum, anlatıyorum… mesela tetris var evde.. solo test var… arı maya silgilerini gösteriyorum…zaten ben hala çocukluğumda kalmış kazık kadar kadınım :))

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s